İnkar edenler ise; onların amelleri dümdüz bir arazideki seraba benzer; susayan onu bir su sanır. Nihayet ona ulaştığında bir şey bulamaz ve yanında Allah’ı bulur. (Allah da) Onun hesabini tam olarak verir. Allah, hesabı çok seri görendir. (Nur Suresi, 39)

web siteleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
web siteleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Temmuz 2008 Cuma

Web Sitesi : darwininacmaziruh.net

Victoria dönemi İngilteresi'nde iki biyolog, canlıların tümüyle tesadüfi süreçler sonucunda birbirlerinden türediği ve insana kadar uzanan bir süreçte gelişip değiştikleri iddiasını ortaya attı. Bu biyologlar, Charles Darwin ve Alfred Russel Wallace idi. Doğal seleksiyon yoluyla evrim hakkındaki ilk çalışma Darwin ve Wallace tarafından ortaklaşa hazırlanmıştı. Biyologlar, evrim teorisi konusu üzerine birbirleriyle rekabet etmek yerine, bu uydurma teoriye birbirlerinin katkısını kabullendiler. Hatta Wallace yazdığı Darwinizm adındaki kitap ile Darwin'in doğal seleksiyon teorisini destekledi. Bu kitabı duyduğunda Darwin'in verdiği karşılık ise, "Darwinizm adından söz etmeyin çünkü bu teori aynı zamanda Wallasizm de olabilir." şeklinde idi. (V.S. Ramachandran, M.D., Ph.D. ve Sandra Blakeslee, Phantoms in the Brain, William Morrow and Company, Inc., New York, 1998, s. 189)

Ancak bu hayal ürünü teori ile ilgili olarak iki biyoloğun yolları kısa bir süre sonra ayrılacaktı.

Evrim teorisine göre canlılar, tüm anatomik ve fiziksel özellikleriyle, tümüyle tesadüfi ve dolayısıyla şuursuz bir süreç içinde, doğal seleksiyon yoluyla, birbirlerinden türemişlerdi. Bu iddiaya göre, bir bakteri ile başlayan yaşam, söz konusu hayali türeme yoluyla, günümüzde var olan canlı çeşitliliğini meydana getirmişti. (Detaylı bilgi için bkz. Evrim Aldatmacası, Harun Yahya, Araştırma Yayıncılık) Darwin, doğal seleksiyon prensibinin yalnız parmaklar ya da burun gibi morfolojik özelliklerin çıkışını açıklamakla kalmadığına, aynı zamanda beynin yapısını ve dolayısıyla zihinsel kapasitelerimizi de belirlediğine inanıyordu. Bir başka deyişle Darwin'e göre doğal seleksiyon; insanların müzik, sanat, edebiyat konusundaki ilgisini ve kararlarını, düşünce yeteneğini ve zihin gücünü etkileyen ve onları değiştirip geliştiren bir güçtü. Fakat Wallace bu fikre katılmıyordu. Darwin'in prensiplerinin parmaklar ve ayak parmaklarını ya da daha basit özellikleri açıklayabileceğini düşünüyordu ama matematik ve müzik yeteneği gibi üstün insani becerilerin yalnız kör tesadüflerin eseri olamayacağına inanıyordu.

Wallace'ın "kör tesadüflerin Mozart'ın yeteneklerinin kaynağı olması" iddiasına karşı çıkmasının en önemli nedeni potansiyel zeka olarak adlandırılabilecek olan husustu. Wallace'a göre, örneğin günümüzde yaşayan bir Aborijin topluluğundan neredeyse okuma yazma bilmeyen genç bir kabile üyesini aldığımızı farz edelim. Daha sonra bu genci Rio, New York veya Tokyo'da modern bir devlet okulunda eğitelim. Elbette bu şehirlerde yetişen çocuklardan hiç de farklı olmayacaktır. Wallace bunu şöyle açıklamıştı; "Aborijin ya da Cro-Magnon, kendi doğal ortamına uyum sağlaması için ihtiyaç duyacağından çok daha fazla potansiyel zekaya sahiptir. Bu tür potansiyel zeka, aslında resmi eğitim yoluyla kazanılan kinetik zeka ile karşılaştırılabilir. Peki bu potansiyel zeka neden evrimleşti? İngilizce eğitim verilen okullarda Latince öğrenmek için ortaya çıkamazdı. Matematik öğrenmek için de evrimleşmiş olamazdı, her kim yeterince çalışırsa bu konuda uzmanlaşabilir. Peki bu söz konusu görünmeyen yeteneklerin ortaya çıkmasını sağlayan ayıklayıcı kuvvet nereden gelmişti?" (V.S. Ramachandran, M.D., Ph.D. ve Sandra Blakeslee, Phantoms in the Brain, William Morrow and Company, Inc., New York, 1998, s. 190) Wallace, canlıların bilinçsiz süreçler içinde birbirlerinden türeyerek evrimleştikleri hikayesine inandığı için, insanların zeka gelişiminin bu hayali teorinin neresine dahil edildiğini bulmaya çalışıyordu. Ancak, böyle bir şey gerçekleşmediği için bu iddiayı savunacak bir mantık da geliştiremiyordu.

Wallace şunu söylüyordu:

Çağımızın yazarlarının tümü, insan neslinin çok geçmişe dayandığını itiraf ederken, bunların birçoğu zekanın çok kısa süre önce geliştiği inancını sürdürüyorlar ve bizimle eşit zeka seviyesine sahip insanların tarih öncesi çağlarda yaşamış oldukları olasılığı üzerinde düşünmüyorlar. (V.S. Ramachandran, M.D., Ph.D. ve Sandra Blakeslee, Phantoms in the Brain, William Morrow and Company, Inc., New York, 1998, s. 190)

Günümüz bilim adamlarından Vilayanur S. Ramachandran ise, bunu şöyle açıklamaktadır:

Neanderthal ve Cro-Magnon insanlarının beyin kapasitelerinin bizlerden daha büyük olduğunu biliyoruz, bu nedenle gizli kalmış potansiyel zekâlarının Homo sapiens ile aynı hatta daha fazla olduğunu düşünmek hiç de güç olmaz. (V.S. Ramachandran, M.D., Ph.D. ve Sandra Blakeslee, Phantoms in the Brain, William Morrow and Company, Inc., New York, 1998, s. 191)

Aslında Darwin bile, teorisinin insan zekasına dair bu hayali gelişimi açıklayamadığını açıkça itiraf ediyor, hatta bu nedenle teorisinin geçersizliğinin ileri sürülebileceğini belirtiyordu:

.İnsan zihin gücü bakımından bütün öbür hayvanlardan öylesine farklıdır ki, varılan bu sonuçta (aşağı bir biçimden türeme) bir yanlışlık olabileceği ileri sürülebilir. (Charles Darwin, İnsanın Türeyişi, Onur Yayınları, Nisan 1995, s. 85)

Darwin'in evrim teorisi, kaplanların, ceylanların, tavşanların, kısacası yeryüzündeki tüm canlıların hiçbir şuurlu müdahale olmadan, tesadüfen meydana geldiklerini iddia eder. Darwinizm'e göre tesadüf, evrimin mucizeler meydana getiren ilahıdır.

Bilimsel olarak kesin olarak desteklenmeyen, son derece mantıksız temeller üzerine kurulu bu teori, canlıların mükemmel özellikleri karşısında yenilgiye uğramıştır. Üstün kompleks özellikler, tüm varlıkların Allah'ın mükemmel yaratışını ispat eder niteliktedir.

Öyleyse, evrimle gerçekleşmesi mümkün olmayan bu önemli gelişimin açıklaması neydi? Wallace'ın buna verdiği cevap şuydu: Bunu Allah gerçekleştirmişti. Wallace'a göre "insanın zarafeti, 'İahi lütfun' dünya üzerindeki ifadesiydi". (V.S. Ramachandran, M.D., Ph.D. ve Sandra Blakeslee, Phantoms in the Brain, William Morrow and Company, Inc., New York, 1998, s. 191)

İşte bu noktada Wallace, evrimin itici gücünün doğal seleksiyon olduğu konusunda ısrar eden ve en gizemli zihinsel özelliklerin bile bir Yüce Varlık tarafından yaratılmış olmaksızın geliştiğini iddia eden Darwin'den ayrılmıştı. Darwin, Wallace'ın iddialarını teorisi için büyük bir tehdit olarak görmüş ve 1869 yılında Wallace'a yazdığı mektubunda doğal seleksiyonu kastederek, "umarım senin ve benim çocuğumuzu tamamen öldürmezsin," demişti.122 Wallace'ın vardığı bu sonuç elbette, materyalizmden güç bulan ve Allah'ın varlığını inkar edebilmek için ortaya atılmış evrim teorisi ile hiçbir şekilde bağdaşmıyordu. İşte bu nedenle Wallace'ın fikirleri alelacele hasıraltı edildi. Materyalist çevreler için ön plana çıkarılması gereken, her şeyin bilinçsiz süreçlerle meydana geldiğini öngören anlayış idi. Bunun da öncüsü Darwin olmuştu.

Web Sitesi : canlilarinevrimi.com

Canlıların Evrimi İddiası Bu Sitede Bir Kez Daha Çürütülüyor

İnsan oturduğu yerden şöyle bir etrafa baktığında bulunduğu odadaki her şeyin 'yapılmış' olduğunu görür Duvarlar, döşemeler, tavan, oturduğu sandalye, elinde tuttuğu kitap, masanın üstünde duran bir bardak; sayılamayacak kadar çok detay... Tek bir tanesinin dahi kendi başına oluşup odasına gelemeyeceğinden emindir.

Bu gerçeği akılda tutarak etrafımızı incelediğimizde ise çok önemli bir gerçekle karşılaşırız. Gördüğümüz evren, onun içindeki dünya ve üzerindeki canlıların her biri son derece düzenlidirler. Hepsi en az bir heykel ya da resim kadar detaylı ve en az onlar kadar "yapılmış"lardır. Diğer taraftan böylesine harika bir yerde bulunan insanın ihtiyaçları da yine mükemmel bir şekilde karşılanmaktadır. İçtiği sütten bala, soluduğu havadan kullandığı petrole kadar her şey yaşamı için insana özel olarak sunulmuştur. Hayatın bu mükemmel dengesi karşısında canlıların evrimini savunan Darwinizm ise tam anlamıyla "çaresizdir".

İşte
canlilarinevrimi.com bu çaresizliği, hayattaki mükemmel çeşitlilikten örnekler veren ve evrimin aslı olmayan bazı ünlü "sözde" delillerini çürüterek gözler önüne seren bir site. Harun Yahya'nın eserlerinden faydalanılarak hazırlanan site konuyu sade, etkili bir anlatım ve çarpıcı örneklerle irdeliyor.

Beş ana bölümden oluşan sitenin "Hayatın Çeşitliliği" adlı ilk bölümünde çok çeşitli vücut yapılarına, sistemlere, davranış biçimlerine ve özelliklere sahip canlılardan örnekler verilerek hayatın çeşitliliği ele alınıyor. Bu başlığa tıklandığında, yazarın Türlerin Evrimi Yanılgısı adlı kitabına bağlanıyor ve biyoçeşitlilikten ekosistemlere, bilim dünyasındaki son gelişmelerden Biyosfer2 Projesine kadar birçok konu hakkında bilgi edinebiliyorsunuz. Sitenin "İnsan İçin Yaratılmış Canlılar" bölümü insanlar için birçok faydaları bulunan canlıları konu ediyor, Allah'ın bu canlıları özel olarak insanlar için yaratmış olduğuna dikkat çekiliyor. "Evrimin Türleşme Çıkmazı" bölümündeyse, evrim teorisinin yeryüzündeki sayısız canlı türü karşısındaki çaresizliği, bilimsel bulgulardan yararlanarak gözler önüne seriliyor.

Sitede buraya kadar ele alınan konularla bazı çevreler tarafından bilimsel bir gerçek gibi gösterilmeye çalışılan evrim teorisinin gerçekte ne büyük bir aldatmaca olduğu açıkça belirtiliyor. Diğer bölümlerdeyse, canlıları Allah'ın yarattığı gerçeğini inkar etmeye çalışan evrim savunucusu ateistlerin sırf bu teoriyi ayakta tutabilmek için uydurdukları "sözde deliller"den bazılarına yer veriliyor.

Bunlardan ilki Darwinizm'in öne sürdüğü temel mekanizmalardan biri olan doğal seleksiyonun sözde evrimleştirici gücünü açıklayan "Galapagos İspinozları". Bu bölümde, Darwin'in evrime delil olarak sunduğu Galapagos Adası'nda yaşayan bu sevimli kuşların; kanat geometrileri, yoğun bitki örtüsünde kısa uçuşlar, sıçrayışlar ve manevralar yapmaya uygun tasarımları, gaga yapıları, özel iskelet, solunum, sindirim sistemleri, tüylerinin kompleks ve aerodinamik yapısı, yuva yapma teknikleri, duyu organları, ve daha birçok özellikleriyle birer tasarım harikası oldukları bilimsel verilerle açıklanıyor. İspinoz kuşunun tek bir hücresinde, hatta tek bir protein molekülünde bile Allah'ın varlığını kanıtlayan sayısız delil ve mucizevi özellik çarpıcı bir anlatımla ele alınıyor.

Sitenin son bölümünde yer verilen, evrimcilerin sözde delillerinden ikincisi ise "Sanayi Devrimi Kelebekleri". Bu bölümde de yine Türlerin Evrimi Yanılgısı kitabına verilen linkle, evrimcilerin kah sahte fotoğraflarla, kah masalımsı anlatımlarla savunmaya çalıştıkları bu büyük sahtekarlıklar, tüm bilimsel delillerle incelenerek çürütülüyor. Kelebeklerdeki muhteşem tasarıma da değinilen bu bölüm, böylesine muhteşem yapıların ve kusursuz sistemlerin, doğal seleksiyon ve mutasyon gibi tesadüfi etkilerle açıklanamayacağını bir kez daha gözler önüne seriyor.

Sitedeki bu önemli bilgilere bilgisayarın tek bir tuşuna dokunarak ulaşabiliyor, dilerseniz hiçbir ücret ödemeden tüm bilgileri bilgisayarınıza indirebiliyorsunuz.

www.canlilarinevrimi.com sitesi sizi basit ama düşündürücü bir gerçekle yüzleştiriyor: Yeryüzünün sahip olduğu muhteşem çeşitlilik ve tür zenginliğinin oluşturduğu ortam, dünya üzerindeki insan yaşamını mümkün kılmakta ve insanın tüm ihtiyaçlarının karşılanmasını sağlamaktadır. Canlılığın kökenini rastlantılara dayalı bir evrim süreci ile açıklamaya kalkışmak ise son derece akıl dışıdır. Canlıların evriminin imkansızlığını öğrenmek için bu siteyi mutlaka siz de ziyaret edin!

30 Ekim 2007 Salı

Web Sitesi: basindaharunyahya.com

Özellikle Darwinizm'i bilimsel olarak çürüten eserleri, bilim dünyasında büyük yankı uyandıran Adnan Oktar, Harun Yahya müstear ismiyle, birbirinden değerli yüzlerce kitap yazmıştır. Dünyanın dört bir yanında olağanüstü takdir toplayan bu eserler pek çok insanın iman etmesine, pek çoğunun da imanında derinleşmesine vesile olmaktadır. Adnan Oktar’ın birçok gazete ve dergide yayınlanan makalelerine bu siteden ulaşabilirsiniz. Ayrıca gazetelerde yer alan çeşitli ilanlara da siteden kolay erişim bulacaksınız. Hızlı Menü seçeneğinden site içinde arama yapabilir, diğer sitelerde yer alan Harun Yahya sayfalarına ulaşabilirsiniz.